Bazen insan sabaha karşı bir yerde uyanır. Yastık ıslanmıştır ama ağladığını hatırlamaz. Ya da bütün gün öylece oturur; saatin kaç olduğu, ne yaptığı, neyi beklediği belirsizdir. Sanki biri içeriden fişi çekmiştir. Ama nefes almaya devam eder. Ve bu, bazen bir lanet gibi gelir. Kimyasal dengesizlik derler. Beynin serotonin, dopamin, norepinefrin gibi şeyleri eksik ya da fazla salgılamasından bahsederler. Duyguların bir kimya meselesine indirgenmesi insanı tuhaf bir yere sürükler. Peki ama kim bozuldu önce? Beyin mi? Yoksa zihin mi çatladı d…